YAŞLILARIN KENDİ İFADELERİYLE YALNIZLIĞI VE DEPRESYONU ANLAMAK

Güncelleme tarihi: 11 Eyl

Barg ve diğerleri şimdi bahsedeceğim bu çalışmayı klinik tanımlamalara kıyasla, yaşlıların depresyonu nasıl tanımlayıp ifade ettiğini anlayabilmek amacıyla yapmıştır.

Depresyon yaşlılar için önemli bir halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü, ileriki yıllarda majör depresyonun kalp hastalıklarından sonra engelliliğe en fazla sebep olan hastalık olacağını öngörmüştür. Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabına (DSM-5) göre, majör depresif bozukluk tanısının konulabilmesi için beş ya da daha fazla depresif belirtinin, iki hafta ya da daha uzun süre zarfında görülmesi gerekmektedir. Depresif belirtiler depresif duygudurum, normalde zevk alınan hiçbir şeyden zevk alamama (anhedoni), kiloda veya iştahta kayda değer değişiklik, uyku düzeninde değişiklik, konsantrasyon sağlamada sıkıntı, düşük enerji, suçluluk ve değersizlik hissetme, psikomotor retardasyon (düşüncelerin, konuşmanın, fiziksel hareketlerin yavaşlaması) ve intihar düşüncesidir. Fakat majör depresif bozukluk tanısı kadar, tanıya tam uyum göstermeyip bu belirtilerin bir kısmını göstermek de (majör olmayan depresif bozukluk) yaşlılar için çok büyük önem arz eder. Örneğin, Amerika’daki bakımevindeki yaşlılarla yapılan çalışmalarda, %14’lük bir kısım major depresif bozukluk tanısı gösterirken buna denk gelen sayının yaklaşık dört katı kadarının depresyon belirtileri gösterildiği görülmüştür. Yaş arttıkça kişilerde majör depresif bozukluk görülme oranının azaldığı rapor edilse de, depresyon belirtileri ve intihar düşünceleri artmaktadır. Bununla birlikte yaşlılarda depresyon çoğunlukla fark edilmiyor, tedavi edilmiyor ya da yeterli ve uygun tedavi uygulanmıyor. Bunun sebeplerinden biri de yaşlıların depresyon hakkında düşüncelerinin ve tanımlamalarının kendilerine verilen tedavi ile uyuşmamasından kaynaklanabileceği belirtiliyor. Yaşlılar depresif belirtileri “yalnızlık” gibi kavramlarla tanımlayabilir ve kendi depresif durumlarından bahsettiklerinde de bunu yalnızlık üzerinden anlatabilirler. Yaşlılarda depresyonu değerlendirme ve tedavinin zorluğunun sebeplerini çözümlemek sadece hastalık deneyimini anlamak değil, ilk etapta yaşlıların depresyonu nasıl kavradığına ve tasvir ettiğine önem vermekten geçiyor.

Yapılan bu çalışmada da üç farklı yöntem kullanılarak bu ilişkinin ölçülmesi hedefleniyor. Öncelikle katılımcılara standart majör depresif bozukluk ölçekleri uygulanıyor. Sonrasında sorulduğunda devam etmek ve bu testlerin üzerine ek bir şeyler söylemek istediğini söyleyen katılımcılara “Depresyonun sebepleri nedir?” ve “Depresif olmak nasıl bir şeydir?” şeklinde açık uçlu sorular soruluyor. Üçüncü bir test olarak her görüşmenin başında katılımcılardan “depresif bir insan”ı ya da depresifken kendilerini tarif eden kelimeler yazmaları isteniliyor.

Depresif bir insanı tarif eden kelimeler sorulduğunda en çok söylenen kelimler; yalnız, ilgisiz, morali bozuk, üzgün ve konuşkan olmayan olarak hesaplanıyor. Depresifken kendinizi tarif eden kelimeler diye sorulduğunda ise; üzgün, yalnız, yorgun, endişeli, depresif ve fiziksel acı en çok söylenen kelimeler olarak hesaplanıyor. Depresif bir insanı ya da depresifken kendini tarif ederken en sık söylenen ke