DİSSOSİYATİF KİMLİK BOZUKLUĞU HAKKINDAKİ ALTI EFSANENİN BİLİMSEL İNCELEMESİ

Güncelleme tarihi: 29 Eyl

Bu yazıda Brand ve meslektaşları (2016) tarafından yapılan Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB) hakkında doğru olduğu iddia edilen 6 yanlışın bilimsel kanıtlar sunularak incelendiği çalışmadan bahsedilecektir. Öncelikle kısaca DKB’nin özelliklerinden bahsedelim. DKB DSM-5’te (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı), iki veya daha fazla farklı kişilik durumunun varlığının, benlik algısında devamsızlık ve duygulanım, davranış, bilinç, hafıza, algı, biliş veya duyu-motor fonksiyonlarında değişimler ile birlikte ortaya çıkması olarak tanımlanmıştır. DKB’si olan kişiler tekrarlayan otobiyografik hafıza boşlukları yaşarlar. Örneğin, masalarının üzerinde bir kitap görüp, o kitabı oraya koyduklarını hatırlamayabilir ve kendi kendilerine “Ben bu kitabı buraya ne zaman koydum ki?” diye düşünebilirler. DKB tanısının konulabilmesi için belirtilerin kişiye kayda değer sıkıntı vermesi ve belirtilerin kişinin içinde bulunduğu kültürel veya dini anlayışlar tarafından açıklanamıyor olması gereklidir. DKB, kompleks ve travma sonrası gelişimsel bir bozukluktur. DKB’si olan kişiler dissosiyatif belirtiler haricinde, duygudurum, anksiyete, yeme ve somatik bozuklukların belirtilerini de gösterebilir. DKB, bu çoklu belirtili yapısı ve hastaların çocukluk travması veya dissosiyatif belirtilerini açığa çıkartmaktan utanmaları sebebiyle gözden kaçırabilinen bir bozukluktur. Hakkında çok fazla yanlış bilinen bilginin olması da bu durumu kötüye götüren bir etkendir. O halde DKB hakkındaki 6 efsaneyi incelemeye başlayalım.


1. DKB Geçici Bir Heves/Modadır

Bazı araştırmacılar DKB’nin “bitmiş olan geçici bir heves” olduğu fikrindedir. Ancak, incelemeyi yapan yazarların notuna göre, DKB, DSM-III’ten beri kabul edilen ve DSM’in 4 farklı edisyonunda da bulunan resmi olarak kabul edilmiş ve tanımlanmış bir bozukluk olduğu dolayısıyla geçici bir heves ya da moda olarak adlandırılamaz. Yazarların DKB araştırmasının hala devam ettiğini kanıtlamak adına yaptığı araştırmada şu sonuçlar çıkıyor:

a. DKB'ye yapısal ve yarı yapısal anketler ile güvenilir ve geçerli bir şekilde tanı konulabilir (SCID-D-R ve DDIS)

b. Dünyanın her yerinde devamlı olarak DKB tanısı konuluyor,

c. DKB hastaları diğer psikiyatrik hastalardan ve sağlıklı kontrol gruplarından ayırt edilebiliyor ve DKB hastaları uzman fikir birliği kılavuzlarıyla uyumlu olan tedavilerden fayda sağlayabiliyor.